|
Makale Özeti:
|
Bu makale, klasik öğrenen toplum (learning society) kavramının yapay zekâ, dijitalleşme ve dikkat ekonomisinin şekillendirdiği dönüşüm çağında açıklayıcı gücünü büyük ölçüde yitirdiğini ileri sürmektedir. Bilgiye erişimin tarihsel olarak görülmemiş düzeyde kolaylaştığı bu dönemde, araştırmalar bilgi bolluğunun derin öğrenmeye dönüşmediğini; aksine bilişsel parçalanmaya, eleştirel düşünmenin zayıflamasına ve bu çalışmada öğrenme yanılsaması (illusion of learning) olarak kavramsallaştırılan yüzeysel bilgi tüketimine yol açtığını tutarlı biçimde ortaya koymaktadır. Bilgiye erişmek ile gerçek anlamda öğrenmek arasındaki bu derin uçurum, öğrenen toplum kavramının temel varsayımlarını sorgulamayı zorunlu kılmaktadır. Kavramsal nitelikli bu editöryal makale; 2021-2025 yılları arasında Scopus ve Web of Science veritabanlarında indekslenen deneysel araştırmaların ve UNESCO ile OECD başta olmak üzere önde gelen uluslararası kuruluşların politika belgelerinin seçici (purposive) bir alanyazın taramasına dayanmakta ve öğrenen toplum kavramının epistemolojik, pedagojik ve politik sınırlılıklarını kavramsal analiz yoluyla tartışmaktadır. Çalışmanın temel iddiası, bilgi miktarını ve erişim kapasitesini esas alan niceliksel öğrenen toplum anlayışının yerini öğrenmesini yöneten toplum (self-regulating society) çerçevesine bırakması gerektiğidir. Önerilen bu çerçeve; eleştirel filtreleme, üstbiliş, anlam üretimi, öz-düzenleyici öğrenme ve bilişsel dayanıklılık becerilerini merkeze almakta; öğretmeni bilgi aktarıcısı konumundan çıkararak öğrenme tasarımcısı rolüne yerleştirmektedir. Makale, mevcut kavramsal tartışmayı politika boyutuna taşıyarak eğitim politikalarının, ölçme-değerlendirme anlayışlarının ve yetkinlik temelli müfredatların bu yeni yönelime göre yeniden yapılandırılması gerektiğini savunmakta; dijital dönüşüm çağında öğrenmenin niteliğini yeniden tanımlayan bütüncül bir eğitim politikası perspektifi sunmaktadır.
|